Yeni E-Ticaret – Markalar neden bizzat e-ticaret yapmalı?

Twitter0Facebook0Google+0

Değişim,
Bırakın parada / datada sizde kalsın ,

Önden şunu söylemek lazım ki; herkesin kendine özgü bir bakış açısı vardır ve “bu bir bakış açısı yazısı” yani bilerek marka tarafından bakacağız olaya ve markaların bizzat kendi e-ticaret sitesi üzerinden satış yapmalarını değerlendireceğiz.

Değerlendirmem içerisinde yer alan artı ve eksi değerler; zamana, markaya, karlılığa, satış hacmine ve farklı dinamiklere bağlı olarak değişebilmektedir bundan dolayı genellemeleri de bir kenara bırakabiliriz ve önemli olan bu yazıdan bir şeyler almak isteyenlere ulaşmak.

Şayet bir konuya her açıdan yaklaşmaya çalışırsanız zaten bu olur bir ağır roman, 1000 sayfa yazar durursunuz . En basit şekilde markanın kendi sitesinden ürün satması ile başka e-ticaret sitesi üzerinden satışa sunması noktasında ki dengeyi  değerlendiriyor olacağız.

Değişim

Değişimi kabullenmek ve gerçekleştirmek kuşkusuz ki çok güzel, öyle ki bu değişim beraberinde başarıyı da getiriyorsa , bir yere not edilmesi gereken doğru adımlar atılmış demektir. İnternet üzerinden ürün satmak son 1 senedir ( 2014 ) faylar değil, faydalar değiştirerek ilerliyor .

Değişen faydaların kesiştiği noktalar,  markaların bizzat kendilerinin yapmış oldukları e-ticaret operasyonlara denk geldi . 2000 Senesinden bugüne markalardan ürün tedarik ederek müşteriye sunan e-ticaret siteleri yoğundu  ve marka tarafından baktığımızdada internet cirosu dendiğinde bu kanallara tedarik ettiği ürünlerin ortaya çıkardığı hacim akla geliyordu .

Evet , bu sistem hala hayatımızda ve e-ticaret’in en güçlü ayaklarından bir tanesi .

Peki değişen nedir ?

Markalar, bizzat kendileri, özellikle de son bir-iki senedir  direkt olarak müşteriye dokunmak istediler. 1v1y.com bunun ilk örneklerinden birtanesiydi yani markaların artık private shopping’lere ürün vermek istemeye sıcak bakmamaları ve kendi ürünleri kendilerinin satmayı istemesi ile meydana gelmiş ilk yapı diyebiliriz. Bildiğiniz üzere 1v1y.com’u -6 marka bir araya gelerek kurdu .

Bir markanın , kendisinin direkt ürün satması ile e-ticaret sitelerine ürün tedarik etmesi arasında ki farklara değinelim ;

Bir marka , bir siteye ürün tedarik eder ise artıları/eksileri nelerdir ?

  • İlgili sitenin güçlü ve var olan pazarlama ağını kullanır, +
  • İlgili sitenin tüm datasına ulaşma imkanı kazanır, +
  • Rakiplerinin müşterilerine dokunma fırsatı ayağına gelmiştir, +
  • Tek tek sevkiyat işleri ile uğraşmaz , siparişleri direkt olarak ilgili e-ticaret sitesinin deposuna sevk eder, +
  • 45 ile 90 gün arasında değişen vadeler ile çalışır, –
  • İlgili siteye, marj vermek zorundadır, karından payını paylaşır, –
  • Zaman zaman bu sitelere pazarlama bütçesi sunmalıdır, –
  • Bu siteler hep avantajlı fiyat almak isterler, –
  • Marka için bence en önemlisi hiç bir zaman müşterisine ulaşamayacak olmasıdır. Datanın D’si eline geçmez ve geçmeyecektir. İlgili site ürünü tedarik eder ve satar , ciro’dan payını alır geri kalanı markanın hesabına gönderir . Müşteri bilgileride her zaman kendinde kalır .

Burada bazı başlıklar yukarıda da dediğim gibi koşullara göre değişebilir yani hem artı hem eksi ; örnek vermek gerekirse ;  evet marjınızdan dibine kadar paylaşım yapmalısınız çünkü sizin 5milyon üyeniz yok aylık dijital pazarlama binlerce tl harcamıyorsunuz . Bundan dolayı aslında hiç bir maddeyi genelleyemeyiz ama – olup + ya ucu dokunan işler var aynı şekilde tam terside. Biz hatları çizelim bunu kişiselleştirmek zaten markaların işi.

Data neden değerli ?

Dünyada CRM konusunu her gün daha fazla didikleniyor ve üzerine gidiliyor çünkü burası çok büyük bir maden. işte bu madenin dokunulmazlığı oyunu bozuyor.

E-ticaret operasyonunuzda arada bir e-ticaret sitesi kullanıyorsanız markanızı tercih edenler ile ilgili hiç bir şeye sahip olamazsınız. Sizin göreviniz sadece siparişleri ilgili e-ticaret sitesinin deposuna sevk etmektir ve bu sistemde CRM, markanın kendisi için out. Oysaki ürünlerini tercih eden binler/onbinler var.

Bir markanın ürünleri kendi sitesi üzerinden satmasının avantaj ve dez-avantajlarına değinelim ;

  • Müşterinize direkt dokunma şansı elde edersiniz,+
  • Ürünleri kendiniz sevk ediyor olursunuz, tek tek ve adres adres bir çok detaya sahip olma şansınız oluşur,+
  • Ulaşacağınız kitle daralır ; İlgili e-ticaret siteleri ( hepsiburada, markafoni, kliksa vb. ) yüz binlerce müşteriye sahipken sizin belkide binler ile ölçülen bir datanız olacaktır –
  • Local-Kapalı devre iş modellerini, rahatlıkla kendi datanıza yapıyor olabilirsiniz , +
  • Artık ciro üzerinden kar payı vermeniz gereken bir aracı site olmayacak , bu payı sitenizin pazarlama faaliyetlerinde kullanabilirsiniz. +
  • Bankalar ile olan anlaşmanıza göre paranız ertesi gün yada 21 gün içinde hesabınıza yatabilir , 45 yada 90 gün beklemezsiniz . +
  • Birlikte çalıştığınız iş ortaklarınıza zarar vermeyecek şekilde iş modelleri geliştirebilir ve bunu kendi iç sisteminize rahatlıkla büyütebilirsiniz , +
  • Müşterilerinizi daha iyi tanıma fırsatı bulursunuz ,

Burada en büyük iş datanızın sizde kalması ; bu markanın müşterisi ile direkt temasta olması anlamına geliyor ve markanın atacağı her adımda onun en büyük destekçisi olacaktır .

Müşteri ile temasta olmak size biraz sosyal medya’yı hatırlatmış olabilir ama sosyal medya’da kitlelerinin %kaçının gerçekten müşteriniz olduğunu kestirmek çok zor. Online alışveriş sitenizin müşterileri ise markanızı tercih etmiş alışveriş yapmış kişilerden oluşuyor. Müşterilerinizin; telefon, medeni durum, cinsiyet,yaşadığı şehir, e-mail gibi iletişim bilgilerinin de bizzat sizde olması gerçekten çok değerli.

Kar marjınızı paylaşmak zorunda kalmamanız ve paranızın ertesi gün hesabınıza yatıyor olabilmesi de , işletmenize ekonomik açıdan önemli bir değer katacaktır .

90 Gün sonra hesabınıza yatan 5 Birim mi değer li ?

Ertesi gün hesabınıza yatan 1 Birim mi değer li ?

Bence 2014 son çeyreği ve 2015 senesi; markaların bugünkünden daha agrasif şekilde, “e-ticaret’e bizzat” girmeleri ile hareketlenecektir.

En büyük sorun

Markaların bizzat ticaret yapmaları aslında çok risklidir çünkü markanın görevi o markanın bilinirliği arttırmak mevcut satış kanallarının ( zincir, geleneksel, b2b vd. ) satışlarına destek olmaktır. Bir marka kendi satış kanalları ile rekabete girmemelidir şayet sistemi kendi b2c iş modeli üzerine kurmadı ise .

Bu engeli aşmanın da türlü yolları var ; ürün ayrıştırmak, kapalı devre kampanyalar yapmak gibi. Yada bazı şeyleri göze alıp tüm oyunu B2C ‘ ye göre kurmak. En baştada söylediğim gibi dengeler çok fazla ve her birini marka özelinde değerlendirmek lazım. Vizyonumuz nedir , neyi hedefliyoruz ?

Bu pazarı nasıl hareketlendirir ?

Artık markaların bugüne kadar katalog sayfasından ibaret olan sitelerinin de günümüz digital pazarına ayak uydurması gerekir. Buda pazarı her anlamda daha farklı bir yere taşıyacaktır .

Bazı Örnekler diyerek aşağıya markaları sıralayacak idim ama vazgeçtim . Tüm bu yazdıklarımın sağlamasını almak istiyorsanız ; kariyer.net’e girin ve e-ticaret yazın markaların eskisinden daha çok e-ticaret iş gücü aradığını göreceksiniz. Bu demek değil ki , e-ticaret ilgili çalışan arayan her marka kendisi e-ticaret giriyor ama ilanları inceleyin kararı siz verin dedim .

Bu neye benziyor biliyormusunuz , e-ticaret sitelerinin ne kadar iş yaptığını en iyi kargolar bilir. İş gücü ihtiyacının ve sektörün eğimini de en iyi iş-ilan sitelerinden bulabilirsiniz.

Hatta kariyer.net de tanıdıklarınız var ise bununla ilgili bir istatistik bilgi alabilirseniz benimle de paylaşın , sevinirim . 

Başarı sizinle olsun ,

Bu yazımı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E Ticaret © 2012, Tüm yazıların hak ve sorumluluğu Hakan Yalçın'a aittir.