İş’çi Aramayı Beceremeyen Şirketlerin Hali

Twitter0Facebook0Google+0

Şimdide IK’cıların işine burnumu sokmaya karar verdim,

Neresinden tutsak elimizde kalıyor diye bir tabir vardır ya, son zamanlarda bu konuya da kafamı taktım ve iş bilmezlere birazcık lütfen birazcık iğneyi batırmak istiyorum.

Bu konuya tamamen yanlı yaklaşacağım, evet bilerek, bilinçli yanlılık. İş arayan insanlar gözünden bakarak yazacağım, Ik’cılar yada onları yönlendirenler çok istiyor ise yorumları aşağıya döşeyebilir. Bununda altını çiziyorum IK’cıyı yönlendiren iş birim yöneticileri en büyük sorumluluk sizde.

” Bu yazıyı yazma sebebim de tüm yazılarımda olduğu gibi tartışma kümeleri oluşturmak, ki bunu da iyi yaparım “

… konumuza döner isek,

Bir şirkette, ilgili iş gücü boşluğunu doldurma ile başlayan başlayan süreç, insanların kariyerlerinin yer aldığı sitelere yapılan IK’cı atakları ile devam eder.

İhtiyaçlar sıralanır mevcut yetenekler ile karşılaştırılır ve uygun görülenler ile görüşülme sürecine geçilir. Şimdi burada ipler kopuyor ;

  • Superman arayan şirketler!
  • Bulmuşken en iyisini bulayıp deyip tümden varım hastalığına yakalanan hazine avcıları.
  • Ne aradığını bilmeyenler.

Bir kaç kısacık hikaye yazayım ve oradan üzerlerine gülerek devam edelim;

Ya da vazgeçtim duygusal bir başlangıç yapayım size, yalnız bu ülke halini mi anlatır neyi anlatır bilmiyorum.

3 gün önce bir şirkete toplantıya gittim, kimliği verdik giriş kartını aldık, bizi almalarını bekliyoruz bildiğiniz plaza toplantısı safsatası. Neyse, o arada aynı lobide genç bir arkadaş var, ben ayak ayak üstüne atmışım keyifle bizimkileri bekliyorum. Genç arkadaşa bir daha baktım ağzından bir şeyler okuyor 10-15 dk kulak kabarttım çocuğa, dua ediyordu sonra IK’cı arkadaş çağırdı ve kalktı görüşmeye gitti, 15 dk kilit bir şekilde ellerini birbirine bağlamıştı ve ben ondan daha çok stres oldum ki bu süreci hepimiz yaşadı..

Ulan dedim kendi kendime,  halimiz ortada be, bir gencimize 20 yıl oku demişiz, çalışmış – didinmiş, sonunda çalışıp para kazanmak için oturtmuşuz koltuğa, yetmez! işi alman için bol bolda dua etmen gerekiyor ruh halini yaşatmışız. ( burada ki dua konusunu sakın abi dua sonuçta her yerde edilir edası ile karıştırmayın ) . Yaşanan tüm bu stres sonucunda, alacağı 900Tl asgeri maaş’dır.

Tekrar söylüyorum konu duanın kendisi değil! Konu; bu kadar basit bir iş için gençlerimizin düştüğü bu ruh hali. Oysa ki olması gereken gönül rahatlığı ile iş aramasıdır. Hatta işveren dua etsin strese girsin işçi bulamıyorum diye…

 

Haydi bakalım,

1. hikayeden başlayalım

Bir arkadaşım, başvurusu sonucu değil, ilgili şirketin kendisine ulaşması ile görüşmeye çağrılıyor. Anadolu yakasında oturuyor ve onu çağıran şirket avrupa yakasında. Görüşme başlıyor, standart süreçler ve sona doğru, her şey yolunda giderken. Bir saniye, siz anadolu yakasında oturuyormuşsunuz, biz avrupa yakasında oturan aday arıyoruz?! Nasıl yani, o zaman beni neden çağırıyorsunuz?

Can cağızım Ik’cım hiç mi bakmadın adrese ki bu senin için bir koşul iken, hemde kendi çağırdığın adayın nerede oturduğuna?

 

2. Hikayemiz, üstün insan ırkını keşfetmeye çalışan 2.dünya savaşı Alman doktorları

Buna yorum dahi yapmayacağım, ne diyelim yeryüzünde böyle bir insan var ise onu kopyalayalım, piramitlerde saklayalım… Bu ilanlardan yüzlerce vardır sanırım, kötü olan şu ki bu tip ilanlar başvuru yapacak ve o şirkete fayda sağlayacak doğru kişileri de kaçırıyor, yazık.

Superman*

 

3. Hikayemiz,

– “Bize bir çalışan lazım ama önce bu kişi ne yapacak onu bulmalıyız”. Rasim Ozan Kütahyalı’nın lafını çalacağım; HAYDAAAAAAAAA

Birde bu kafalar var ki of ki ne of. Ne görüşmeye giden ilanda ne anlatıldığını alıyor ne görüşen ne aradığını biliyor tam bir kendini tanıma sanatı, bir nevi ulu buda ve inananlar sürecine giriyoruz.

Sonu şu şekilde; “sanırım siz, yani aslında biz, ne aradığımızı tam bilmiyoruz o zaman biz sizi neden çağırdık ki?” Beni siz çağırdınız , tüm iş tecrübelerim, yeteneklerim ortada ama siz bam başka bir şey anlatıyorsunuz!

O görüşmede ki kişi olsam ; IK’cı ya yada iş birim yöneticisine şunu derim, Yarın sizi musluk tamircisi ilanımız için görüşmeye çağıracağım, dolgun maaş!

Yine bir arkadaşıma Zar Zurt gruptan telefon geliyor kendisi e-ticaret müdürü çağırıyorlar sizinle görüşmek istiyoruz diye. Yağmurlu bir sonbaharda sırıl sıklam olmuş şekilde görüşmeye giriyor. Vallahi bu sefer uzatmayacağım IK’cı ne diyor biliyor musunuz? ” Biz ürün toplama elemanı arıyoruz ”  , geçiyorsun yağmur duasından sabır duasına..

 

4. Hikayemiz

Hadi bununla final yapalım, bu biraz farklı;

Fizik üstadı, Amerika görmüş geçirmiş bir arkadaşımı başvuru yaptığı yerden arıyorlar. Neyse, telefonda ön mülakat yapmak istedikleri söylüyorlar ve musade sonrası, başlıyorlar sorulara. İş, güç vs derken birden konuyu askerliğe getirip detaylarını soruyorlar. Askerlik nasıl geçti, neler yaptınız, neye canınız sıkılırdı, en çok neyi sevdiniz gibi garip askerlik soruları, 1 2 3 , 7-8 derken sorunun sonu gelmiyor bizim arkadaşta hali ile sinirleniyor.

“Bu bir testti, bu birime alacağımız kişinin çok sabırlı olması gerekiyor” diyorlar ve sonrası , alo alo alo, galiba kapattı.

5. Hikayemiz

Finale doyamadık;

Bu model ile 2 kez karşılaştım, bunlar tam bir fikir hırsızı. ” Bu işi hak edebileceğinizi göstermek için buraya geldiğinizde yapacaklarınız ile ilgili bir kaç sayfa plan hazırlayabilir misiniz? ”

İsim vermeyeyim ama bizzat ben Türkiye’nin 3 büyük kulubünden birine iş planı hazırladım. Olayın üzerinden 4 Sene geçti . Orada mesaiyeye başlamadım ama dokümanları rica edip sonra teşekkür ettiler ve bunu 6 ay ara ile yaptılar yani ilk görüşmede isteyen müdür sonra işten ayrıldı yeni gelen müdür de tekrar beni çağırdı oda çok heyecanlandı ona da hayır demedik arkadaş. Bari yazılı teşekkür etseydiniz de referans olsaydı, siz yok musunuz siz!

Sonumuz hayır ola,

Bu yazımı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.

8 adet yorum var

  1. Yaşanmış örneklere bayılırım. Bu yazıda tespit ettiğin şey, ik nın kurumlarda gayri ihtiyari doldurulduğudur. Genelleme yazmayalım. İk cıkarın ortalama yarısından fazlası dünyayı sorguladıkları için, işin yetkinlik kısmına gelememişler. Geçmiş olsun.

  2. 2. hikayedeki ilanı yayınlayan şirketin ilanına ben de rastladım. Gerçekten trajikomik bir durum.

  3. Ekran görüntüsünü paylaştığın bir tekstil firması. Daha önce de defalarca söylediğim ve inandığım bir gerçek var Hakan, belki hatırlarsın: “tekstil ve altın firmalarının ilanlarından uzak durmak lazım”. Sebebi de basit; malesef çoğu, aile firması ve kurumsallaşmamış. Bu firmaların ortak özelliği, kısa sürede ciroları hızla yükselirken, kurumsallıkları geride kalmış.

    Bunun istisnaları da vardır elbet. Tekstik alanında kurumsallaşmış büyük firmalar da var, onları ayrı tutuyorum. Ancak onlar haricinde genel durum bu.

  4. Çoğu firma ihtiyacı olanı değilde “yürüyen şirket” gibi insan arıyorlar. Buna hiç anlam veremedim, veremiyorumda..

  5. Orhan

    Güzel yazı teşekkürler, yanlız asgeri maaş değil asgari maaş olacak.

  6. Orhan

    Bu arada kendi kendimi de düzelteyim “yanlız” değil “yalnız” olacak 🙂

  7. Bahsettiğiniz durumların çoğunu yaşadım. Kopyalanan ilanları gördükçe sömürüyü ve cehaleti görebiliyorsun. Herşeyden anlayan ve yapan adam peşindi sömürü firmaları fakat iş maaşa geldiğinde en azını verme peşindeler. Eğer bu duruma tepki de göstermiyorsan aldığı maaştan mutludur hiç sormayalım en iyisi kafasındalar. http://www.burayayaz.com/all-in-one-mutsuz-insanlar.html bu tepkimi aslında dile de getirdim. Başka elimden birşey gelmiyor şimdilik.Ama gelecek!

  8. ali cem yılmazer

    bu tespitler çok doğru bende yillarca e ticaret sektorunde çalişmiş biri olarak ama yurtdişinda asla böyle değil orda yani uzmanliğimiz neyse onu yaptiriyorlar seocumusun seo işinden baska iş yapmiyorsun ama burda her işe koşan adam her dakka herşeye yetişen adam olmak zorundasin !

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E Ticaret © 2012, Tüm yazıların hak ve sorumluluğu Hakan Yalçın'a aittir.