Dikkat etmek lazım ; Aşırı büyüme hırsının neden olduğu sürdülemez borçlanma, pek çok marka için sonu

Twitter0Facebook0Google+0

E-ticaret ‘ de “karlılığı” konuştuğumuz son günlerde , bir çok sitenin, markanın ve girişimin kısa sürede ortadan kaybolmasının sebebi aslında reel ticaret pazarında ki bir çok sebep ile temelde paralellik gösteriyor.

27 Mart Çarşamba Günü Hürriyet gazetesinde Demet CENGİZ ‘ in yaptığı haberi olduğu gibi sayfama taşıdım . Bu haberden alınacak çok ders var. Ben kendi bloğum da dahil olmak üzere Webrazzi ve E-ticaret Mag gibi sektörün sıcak haberler üreten sitelerinde de yorumlarım ile dikkat edilmesi gerekildiğini bahis etmiştim . Bu haber e-ticaret sektörü ile doğrudan ilgili değil ama dolaylı yoldan kurmanız GEREKEN bir çok bağlantı var . Yukarıda da belirttiğim gibi biraz düşündüğünüz de, sebep – sonuç ilişkisinin paralellik gösterdiğini fark edeceksiniz.

Amacım hep genç girişimcileri korkutmaktı çünkü ancak korkarlarsa temkinli davranacaklarını düşünüyordum ( bu fikrimin hala arkasındayım ) yani işin özünde yapmak isteğim onları girişimcilikten soğutmak değil temkinli davranmalarını sağlamaktı . Ve şu günlerde çok fazla ortak ses yükselmeye başladı e-ticaret ‘ e şu günlerde hiç yaklaşmayın .

Aslında hangi ticaret pazarında olursanız olun işin matematiğini çok iyi yapın , irtifa kaybettiğiniz hissetiğinizde üstelemeyin , 100 gemiden belkide sadece 10 tanesi rüzgarı arkasına alabilir geri kalan 90 tanesi ise batan gemilerden oluyor . Girişimcilik ruhu çok güzel , ülkemizin ekonomisine de şüphe yok ki böyle cesur insanlar lazım ama ya bu insanların , heyecanları , paraları , hayalleri, gelecekleri ne olacak ?

Şimdi konuyu çok karıştırmadan direkt aşağıda ki yazıya başlamanızı öneririm . Ben diğer yazılarımda daha çok e-ticaret odaklı konulara değinmiştim , vaktiniz olduğunda onları da okuyabilirsiniz.

 

 Buradan itibaren Demet CENGİZ ‘ in haberini okumaya başlayabilirsiniz …

 PERAKENDE sektörü peş peşe gelen iflas…

PERAKENDE sektörü peş peşe gelen iflas haberleri ‘neden’ sorusunu gündeme getirdi. Aşırı büyüme hırsının neden olduğu sürdülemez borçlanma, pek çok marka için sonu hazırladı. Sektörün alarm verdiği, daha fazla markanın sıkıntı yaşayabileceği de söyleniyor ancak oyunu doğru oynayanlar sağlam adımlarla yürüyor.

RODİMood, Wenice Kids, Seven Hill, Uki, Haan-Gar, Berk ve daha pek çok Türk giyim markası… İsimlerini ya batma ya da iflas erteleme haberleriyle duyduk. Son iki yıldır bu haberlerin üst üste gelmesi perakende sektöründe endişe yaratırken, arkasında yatan nedenler sorgulanıyor. Neden peş peşe bu markalar batıyor?

Nedenlerin başında fazla borçlu olmaları var. Borç basit bir konu ama neden borçlu oldukları epey karmaşık. Böylesi yüksek oranlardaki borçluluğa hızlı büyümeleri neden oldu. Son 10 yıllık dönemde rekor sayıda artan alışveriş merkezlerine (AVM) birbiri peşine takılıp giren markalar, bugün imdat çığlıkları atıyor. Sektörde uzun süre ‘hızlı büyüme hezeyanı’ yaşandığını duayenler bile kabul etti. Ancak açılan her AVM’ye kötü lokasyonlar bile söz konusu olduğunda, yüksek kira bedelleriyle girildi. Girmek veya girmemek… İşte bütün mesele buydu.

Sektör liderleri yıllardır bir araya geldiğinde AVM fazlalığından şikayet etti. Yüksek kiralardan yakındı. Yüksek ve adaletsiz ortak giderler nedeniyle ayaklandı. Ama birbirlerinin peşine takılıp, kredilerle yeni mağazalar açmaktan kendilerini alıkoyamadılar. Pek çok patronun bağıra bağıra, şikayet ede ede yeni AVM’lere girdiğini gördük. Buna, perakende sektöründe ‘hem ağlarım hem girerim’ sendromu da diyebiliriz. Türkiye’de öz kaynaklarıyla büyüyen marka sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Krediyle açılan mağazalar kendilerini çeviremedikleri gibi toplam içindeki maliyetleri de artırdı. Uzun süre iş yapmayan mağazayı kapatmaktan utanan patronlar, daha sonra bunlar için büyük bedeller ödemek zorunda kaldı. Artık kârsız noktaları kapatıyoruz demekten çekinmiyorlar.

HEM FAİL HEM MAĞDUR

Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, AVM aşırılığı ve her birinde mağaza açma konusunu ‘Hem fail hem mağduruz” sözleriyle değerlendirmişti. “Yan yana açılan AVM’ler sıkıntının nedenlerinden biri ama bundan şikayet edemeyiz. Kimse bize zorla orada mağaza açtırmıyor. Doğal afet değil bu! Kendimiz yaptık” demişti.

FONA SATARIM’ PLANI

Yapılan hatalardan biri de eğer çok büyürlerse, bir fonu ortak olarak alabileceklerine inanmalarıydı. Bu yüzden fizibiliteye ve verimliliğe bakmadan mağaza sayılarını artırdılar. Oysa yerli veya yabancı yatırım fonları, yatırım yapmadan önce büyüklükten ziyade boruçluluk durumuna ve sürdürülebilir büyüme ihtimallerini göz önüne aldılar.

Ancak oyunu kuralına göre oynayan, borçluluk oranını kontrol altında tutan markalar, sağlam adımlarla yürümeye devam ediyor.

Öte yandan hazır giyimin üretim kanadında da sıkıntılar yaşanıyor. Hey Tekstil’in iflası… Galatasaray’ın merhum başkanı Özhan Canaydın’ın sahibi olduğu Türkiye’nin yabancı ortaklı ilk konfeksiyon şirketi Biesseci Bursa Tekstil’e ölüm yıl dönümünde iflas erteleme talebi üzerine kayyum atanması akla gelen ilk örnekler.

AVM yatırımcısı şikâyetçi

TÜRKİYE’de yabancı markalar da Türk markalar kadar plansız AVM’lerden şikayet ediyor. Sadece onlar mı, AVM yatırımcıları da yan yana ve verimsiz AVM’lerden şikayetçi. En son Alman Ece bu konuda oldukça sert eleştiriler yapmıştı. Tek kriterin kişi başına düşen kiralanabilir alan olamayacağını vurgulamıştı. Hatta ORA gibi iflası istenen alışveriş merkezlerine bile rastlandı.

İndirim savaşları vuruyor

TÜRKİYE pek çok ülkeden farklı bir perakende pazarına sahip. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar çok global ve yerel marka bulunmuyor. Fransız, İtalyan, ABD’li, İsveçli, İspanyol kimi arasanız var burada. Ve pazarda indirimler dahil pek çok konu regüle edilmediği için şartlar her an değişebiliyor. Bugün erken indirimden şikayetçi olan markayı, yarın ilk indirime giren olarak görmek şaşırtmıyor.

AVM’de Ankara İstanbul rekabeti

GEÇEN yılı 296 alışveriş merkezinde 8.2 milyon metrekare kiralanabilir alanla kapatan alışveriş merkezleri, büyümeye devam edecek. 3 yıl içerisinde metrekare olarak ciddi bir artış gösterecek alışveriş merkezlerinin, 2015’te 409 adet ve 13 milyon metrekareye ulaşması bekleniyor. . Eva Gayrimenkul Değerleme ile Akademetre’nin, Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği’nin katkılarıyla hazırlanan 2013-2015 Türkiye AVM Potansiyeli Raporu açıklandı. Mevcut alışveriş merkezleri ile 2014 yılı sonuna kadar açılması planlanan 110 alışveriş merkezinin incelendiği araştırmaya göre, artık daha fazla kiralanabilir alanı olan alışveriş merkezleri açılıyor. Raporda dikkat çekici ayrıntılardan biri ise 2013’te Ankara’nın 246 metrekare kiralanabilir alan ile İstanbul’u geçerek birinci sıraya yerleşmesi. Kişi başı kiralanabilir alanda İstanbul 227 metrekare ile ikinci sırada yer alırken, 3’üncü sırada yer alan Karabük’te ise bu rakam 214 metrekare olarak dikkati çekiyor.

 Kaynak : Ölümcül hatalar / Demet CENGİZ / ANALİZ  / 27 Mart 2013

Bu yazımı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.

5 adet yorum var

  1. Çok güzel bir alıntı.

    Yüksek sermaye ile kurulmuş perakende firmalar batarken, cesaret’den başka sermayesi olmayan e-ticaret firmalarının batması için yapılmaması gerekenler (bence) belli.

    Dükkan açmak için krediye ihtiyaçları yok, müşteriyi daha yakından gözleyebilirler, bilgi’yi değer’e dönüştürebilirler…

    Ne var ki, onlar da hemen her konuda ağabeylerini takip ediyorlar. Bir fon’a yamanmaya çalışıyorlar. Batınca da çevreyi, başkalarını suçluyorlar.

  2. admin

    Sayın Uğur Hocam , sizin bir gün bloğumda ki bir yazıyı okuyup yorum yazabileceğiniz aklıma gelmezdi.

    Çok mutlu oldum , çok sevindim . Yazılarınızı takip ediyorum ki bence takip edilesi bir kişisiniz en azından benim için öyle .

    Saygı sevgi selamlar ile Sayın Hocam

  3. admin

    E-ticaret dahilinde saydığımız tasarruf kalemleri sonradan yerini bir çok masraf kalemine bırakabiliyor. Bende bunun farkında çok sonra vardım . Keşke bu kadar masrafsız olsa idide % 20 – % 25 kar marjı ile büyüyebilen şirketler olsa idi kapanan değil .

    Masraf az ama neye göre az ? Fiziksel dünya ile karşılaştırp durursan “kısır döngüden çıkamassın” .

    Bu masrafların az olmasından fayda ile sana kalan yani kalabilirse nakit , senin büyümeni sağlayabiliyorsa , pazarlama giderlerini karşılayabiliyorsa , rekabet yapmana imkan veriyor ise tamam o zaman bir anlam ifade ediyor ama malasef masraf kalemleri az derken önünü alamadığın onlarca masraf kalemi seni bekliyor oluyor.

    Artan ciro ile birlikte ;

    – çağrı merkezi eleman sayınızın arttırılması
    – depo alanınızın yetmemesi ve yeni depoya geçiş yapmanız
    – sevkiyat maliyetleri
    – durdurlamaz pazarlama maliyetleri
    – rakiplerin devamlı sizi sıkıştırması ve onlara müşteri kaptırmamak için yaptığınız – yine pazarlama ve fiyat rekabeti savaşı
    – işe alınacak olan elemanların maaşlarının oldukça yüksek olması
    – 6 yazılımcı maaşı dışarda 30 tane tezgahtar ile aynı
    – sattığınız her kalemi faturalandırıyor olmanız

    Şimdilik bu kadar sayabildim ama geleneksel ticaret ile e-ticaret arasında sadece sözde bir farklılık var ( masraf kalemleri açısından ) bu bir şehir efsanesi.

    Bunu gerçek bir efsaneye çevirenler zaten bir elin parmağını geçmiyor bunları yapanların yaptıklarını yapmak herkesin hedefi ama gerçekten istisna diyebileceğimiz kadar sayıları az .

  4. Geri izleme: Vipdükkan ‘ da sele gitti ! | Hakan Y.

  5. Geri izleme: Daybuyday kapanıyor | Hakan Y.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E Ticaret © 2012, Tüm yazıların hak ve sorumluluğu Hakan Yalçın'a aittir.